Posted by Dead FM On 13:05
Türkiye'deki ekolojist hareketi uzaktan da olsa takip etmeye çalışıyorum. Greenpeace, TEMA, Yeşiller Hareketi gibi ulusal çaptaki örgütlenmelerin tamamının, ekolojik krizi, egemen piyasa rasyoneline ve bu rasyonelin sunduğu genel çerçevelere sadık kalarak aşma rüyasını paylaştıklarını üzülerek seyrediyor, kaygıyla gözlemliyorum. Yerel ölçekteki ekolojist muhalefet platformlarıyla ilgili ise fazla bir bilgim olduğunu söyleyemeyeceğim ancak yakın çevremdeki oluşumların tamamının, doğa ile ilgili meselelere dar bir sivil toplumculuk perspektifinden baktıklarının farkındayım.

İnsanın; doğayla, emeği ve emeğinin ürünü dolayımı ile kurduğu çift yönlü ilişkiyi kopararak, yerine, ikilikler üzerine inşa edilmiş, yayılmacı ve hakimiyet altına alıcı bir rasyonel getiren kapitalizmin aşılması ile mevcut ekolojik krizin çözülüvereceğini düşünenlerden değilim. Zira kapitalizmin, doğa karşısında almış olduğu fetihçi ve hükmedici tavrın, devlet sosyalizmine eklemlenmemesi için hiç bir neden yoktur. Kolayca görülebileceği gibi, yirminci yüzyılın sosyalist devlet/toplum deneylerinin doğa ile kurmuş olduğu sakat ilişki, geriye unutulmaması gereken bir miras ve ekosistem üzerinde müthiş bir tahribat bırakmıştır.

Bu noktada teknolojist eğilimler, tüketim kültürü, "üretici güçlerin gelişimi" ile ilgili ilerlemeci çerçeve ile geniş ve çok boyutlu bir hesaplaşmaya girmek elzem görünüyor.

0 Responses to ' '

Takip Edenler

Hakkında