Eskişehir'den on dakika; geçen sene gecelerimi ve gündoğumlarımı ele geçiren dört şarkılık kayıt. Rüyayla kabus arasında bir şey -her zaman gergin ve ip üzerinde, sanki düşmemek için değil de abisten aşağı yuvarlanmak için çaba sarfediyor. Bu yıl çıkardığı ilk uzunçalar Gravitational Waves ile beraber bu self-titled iş, umuttan çok, gün gün çöken umutsuzluğumun, kaybedeceğimin bilinciyle giriştiğim kavgalarımın fonu.
Eskişehir'den on dakika; geçen sene gecelerimi ve gündoğumlarımı ele geçiren dört şarkılık kayıt. Rüyayla kabus arasında bir şey -her zaman gergin ve ip üzerinde, sanki düşmemek için değil de abisten aşağı yuvarlanmak için çaba sarfediyor. Bu yıl çıkardığı ilk uzunçalar Gravitational Waves ile beraber bu self-titled iş, umuttan çok, gün gün çöken umutsuzluğumun, kaybedeceğimin bilinciyle giriştiğim kavgalarımın fonu.
Günlerin ardı gün: Birer acımasız gündeviren olup çıktık her birimiz. Lost in Bazaar'ın bu kaydı beni korkuttu. Delicesine ürperiyorum her dinleyişimde. Büyüyoruz ve çatırdayan kabuğumuzun tenimize batmaması olasılıkdışı. Bu kayıt, kırk yılda bir geliverip de gözümü açan işlerden. Büyümenin acısının bilinci kavurdu beni, kulağımda LIB, Suriye çöllerinde, ayak gazda.
Lost in Bazaar mükemmel bir kayıt çıkardı ortaya; çok bekledik, fazlasıyla değmiş geçen vakte. Anchor'a kıyasla daha 'pis' bir iş olacağını öğrendiğimde, esasen dudak bükmüştüm. Enayilik etmişim. Çıtayı müthiş yükselten bir demo bu. Bir kere, sesleri oturmuş artık -bunu anlıyoruz. A Shell of Anomie'nin istisna oluşturduğunu söyleyebilirim; -bunun haricinde gayet bütünlüklü ve sağlam, baştan sona. Teşekkürler.
Lost in Bazaar mükemmel bir kayıt çıkardı ortaya; çok bekledik, fazlasıyla değmiş geçen vakte. Anchor'a kıyasla daha 'pis' bir iş olacağını öğrendiğimde, esasen dudak bükmüştüm. Enayilik etmişim. Çıtayı müthiş yükselten bir demo bu. Bir kere, sesleri oturmuş artık -bunu anlıyoruz. A Shell of Anomie'nin istisna oluşturduğunu söyleyebilirim; -bunun haricinde gayet bütünlüklü ve sağlam, baştan sona. Teşekkürler.

İçinde bulunduğumuz senenin güzel albümlerinden Feel.Love.Thinking.Of'u çıkaran Faunts'ın ilk işi. Böyle cennetin kapısına yapılan yolculuk kıvamında hisler veren albümlerden esasen çok var. Mesele böyle albümleri değerlendirmeye geldiğinde referans aralığım kayboluyor; albümü güzel yahut kötü yapanın ne olduğunu belirlemekte güçlük çekiyorum. Aslına bakılırsa, bu ayarda bir albümü sevmemem için pek bir neden bulunmuyor: Tek ihtiyacım olan biraz kafa berraklığı. Sonra verin reverb'ü, donuk ve uçucu tonları, olsun sana benim için mis gibi atmosferik bir albüm.Herneyse, bu durumda da albümü muadillerinden farklı kılan, kuzey ışıklarının altında yayılarak dağılan vokaller değil. Albümü güzel ve blogda paylaşmaya değer bulmamı sağlayan unsur, bahsi geçen uçucu vokallerin, şarkıları yer yer epik hale getiren güçlü ve orta tempo davul ritmleriyle birliği. Albümde bahsettiğim şeyin gerçekleştiği bir kaç şarkı var -Instantly Loved, Will You Tell Me Then; çok güzel. Memories of Places We've Never Been ise hakiki bir kalp kırıcı.

Shh... This Is A LibraryS/T
2007
download
Owen'ın tıpkısı bir uyku müziği. Brent ismindeki çocuk uğraşmış, 50 kopya hazırlamış -hepsinin kapağı farklı resmedilmiş. Fonda, başlangıçtan sona değin kendini tekrar eden ton, albümü rüyakar yapıyor. Sunrise Highway net bir şarkı. İyi dinlemeler.

I Create SoundscapesEP
2008
download
İstanbul'un Asya tarafından bir ev kaydı. Bir çeşit tül perde de diyebiliriz buna. Bu manzaralar alıcısında çağrışımlar uyandırmaya alabildiğine müsait. Oyun oynayan çocukların sarı filtreyle kırılan görüntüsü, takırdayarak dönen çarkların yankısı, anneannenin helvası. I Create Soundscapes'in EP'sindeki şarkılar takip edilmesi zor biçim düzenleri izliyor.

Verdiğim on günlük aranın perdesini dertlere deva, yürek yaralarına şifa bir EP ile kapatıyorum bugün. Sönmeye meyleden ateşi kor halde tutan bir kayıt: İhtiyacım olan aileden. İsimlerini yanlış yazmışlar -bilerek mi acaba? Kara kara ormanlarda yolunu kaybettim, yosunlardan yönümü tayin ettim; kulaklarımda bu şarkılar çalıyordu. Kasaba meydanında taşladılar beni; bu şarkıların hatırası yekvücut tuttu. Dostlarım da bunları dinlesin istedim ki, kalplerimiz tek, zihnimiz ferah olsun. İzini kaybettiğimiz patikaları bir daha bulamayabiliriz: Biz bir olduktan sonra, yeni patikaları tırnaklarımızla kazıyarak açarız.
---
Kuzey Avrupa'nın sıkıcı şehirlerinde turlarken, tren yolculuklarımda bana tek bir albüm eşlik etti: Lawrence Arms'ın The Greatest Story...'si. Elimde Sabahattin Ali öyküleri ve Anayurt Oteli vardı, aklımdaysa bu albümün ithaf edildiği Usta ile Margarita. Kitabı okuduğum yıl bu albümden haberim yoktu. Albümü ilk dinlediğim zaman ise kitabın ayrıntıları bulanıklaşmaya çoktan başlamıştı. Albümü kavramayı iş edinsem, kitabı şu ara bir daha okumak faydalı olabilirdi fakat ikinci cilt zor katlanılır cinstendi -olacak iş değil. Bu arada tatilim sırasında Des Ark ve The Puddle Parade'i izleme amacındaydım fakat konser gecesi erkenden uyuyakaldım. Rezervde tuttuğum bir konseri izleme fırsatım oldu bunun yerine. Captain...Your Ship Is Sinking ile Suvorov çaldı. Suvorov'u dinlememiştim; stoner ile hardcore'un zor ve güzel bir karışımıydı. Bir ara paylaşırım.
Pek yavan bir yazı oldu; yorgunluğuma verin..

The Coma RecoveryDrown That Holy End In Wine
2006
download
İki bin altının ikinci yarısı bu albümle geçti. Bağırsak deşen cinsten bir yavaşlıkla yüreğimi kanırtan Drown That Holy End In Wine, internete düşmesinin üzerinden azımsanmayacak bir zaman geçmesine rağmen kulaklarımda paslanmadı; dinledim durdum. O senenin, tecrübe ettiğim en güçlü albümlerinden biriydi. Muhtelif yerlerde okumuş olduğum albüm eleştirilerinde The Coma Recovery'i City of Caterpillar'a benzetmişler: yerinde bir tespit. Tırtıllardan haz ediyor ve bu arkadaşların isimlerini henüz duymamış iseniz tavsiye ediyorum kendilerini.

Belçikalı olduklarına inandırmıştım kendimi; Detroit/ABD'li çıktılar. Tienken'den sonra yeni bir kayıtlarına ulaşabilmeyi ümit ederek bekliyorum uzunca süredir. Görünüşe göre son yedi senedir elle tutulur pek bir faaliyetleri yoktu. Ümitsizlik içinde myspace ve resmi sitelerini taciz ediyordum ki; bir kaç hafta önce yayınladıkları update'te yeni albümü mix'lediklerini muştuladılar. Stephenie McWalters'ın tül sesinden, grubun zengin efekt yelpazesinden faydalanın istedim; bir kaç senedir boktan zamanlarıma fon şarkısı olan Blissfield'ı barındıran bu albümü upload ettim. PEK BİR AMBIENT!

Sans ArcWhen Eye Meets Eye
2007
download
Ambient müziğin ders çalışma dostu dünyasından bir dostu paylaşmak istiyorum sizle. Grup, kendi sesini The Appleseed Cast, Sigur Ros ve Slowdive arasında bir yere koyuyor; baya iddialı, baya çekici.
Sans Arc (Yay-sız demek oluyor), son haftalarda geleneksel liderlerinin Amerika ile önceki yüzyılda yapılmış barış antlaşmalarını tek taraflı olarak feshettiğini açıkladığı Kuzey Amerikalı Lakota yerlilerinin bir alt kolu. Mesele, uluslararası medya gündeminin kıyıdaki bir köşesini son günlerde işgal edince, isimlerini bu etno-kültürel topluluktan alan grubun bu sene kaydedilen ikinci uzunçalarını beraber dinleyelim istedim. Senenin kulağıma ulaşan en güzel işlerinden biriydi bu. Bol rüya dolu, olabildiğine uçucu bir albüm.
Sans Arc (Yay-sız demek oluyor), son haftalarda geleneksel liderlerinin Amerika ile önceki yüzyılda yapılmış barış antlaşmalarını tek taraflı olarak feshettiğini açıkladığı Kuzey Amerikalı Lakota yerlilerinin bir alt kolu. Mesele, uluslararası medya gündeminin kıyıdaki bir köşesini son günlerde işgal edince, isimlerini bu etno-kültürel topluluktan alan grubun bu sene kaydedilen ikinci uzunçalarını beraber dinleyelim istedim. Senenin kulağıma ulaşan en güzel işlerinden biriydi bu. Bol rüya dolu, olabildiğine uçucu bir albüm.






