Bu aralar mezar kazmakla meşgulüm. Yıllar öncesinin gömülerinden; Compound Red. Muazzam bir kayıt bu. Koca abilerinin yanında (Promise Ring) silik bir isim olarak kalmıştır hep; ancak Always a Pleasure, benim için 90'lı yılların en güzel ortabatı emo sesli albümlerindendir. Color of Contrast, Sky ve Versus the Ocean gibi acayip klasikler barındırıyor bu DeSoto etiketli albüm -bu arada değinmeden edemeyeceğim: DeSoto Records, sanırım 90'lar Amerikası'nın müthiş albüm/basılan tüm albümler ratiosu 1'e en yakın bağımsız rock label'larından biridir: Bu blogda daha önce paylaştığım ve çok az kez indirilmiş olan Rollkicker Laydown gibi bir elmas, Jawbox, Shiner ve Burning Airlines albümleri vs..
Son bir kaç aydır ilk defa dinlediğim birşey beni böylesi çarpmamıştı. Boktan ruh halinin etkisi yadsınamaz ama bu Cold Weather Gear'in müthiş bir şarkı olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Stalingrad savunmasına yakılan marşları biliyoruz da, Bastogne kuşatmasıyla ilgili bir türkü hiç dinlememiştim. Başındaki inanılmaz Chaplin repliği de cabası, puiyyy.

Çöpe fırlattığımız son sene içinde kaydettikleri inanılmaz 7inçlik sayesinde Menzingerler ile tanıştım. Bu da 2006'da kaydettikleri ilk işleri. Mancınık gibi albüm; çok güzel albüm. Kısmen erken dönem Anti-Flag'in melodik pisliğine çalan bir tarafları yok değil, ama bunları komik ama kullanışlı orgcore şemsiyesinin altına yerleştirmekte beis görmüyorum. Boş şarkı yok; hepsi gerekiyordu bu albümü bu kadar güzel yapmak için. Dinlediğim en güzel Straight to Hell cover'ı da burada. Helal olsun bunlara saydığım üç kuruş.

Quicksand - Slip (1993)

Posted by Dead FM On 15:57 3 yorum
Eleştirel kurama giriş namına, Aydınlanmanın Diyalektiği; marksist emperyalizm teorisinin özünü kavrama yolunda Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması okunur. 80'ler sonu-90'lar başı hardcore-sonrası müziğini anlama adına ise Fugazi ve Quicksand dinlenir sanıyorum. Esasen kimseyi ilgilendirmiyor (nitekim, dördüncü senesinde dahi, bu blogun da birilerini gerçekten ilgilendirip ilgilendirmediği konusunda şüphelerim var) fakat; Slip -dönemin anıt albümü, kişisel dinleyicilik tarihimin kritik bir dönemecinde duruyor. Lise yıllarının nihayetine vardığım dönemde, Rival Schools ile Gorilla Biscuits arasında bir yerlerde duran bu albümü dinlemiştim. Walter Schreifels'ın sesine yeterince aşinaydım: Rival Schools, hal-i hazırda bir vakittir ünversite sınavları ile az çok bozulmuş kafamın fonundaydı. 80'ler başı hardcore'una da bütünüyle yabancı değildim galiba. Fakat aradaki büyük zamansal boşluk can sıkıcıydı. 80'ler son yıllarında yaşamış ve fazla sevemediğim Youth of Today, Biscuits, Bold gibi gruplar vardı ama sonrasında ne olup bittiğine dair en ufak fikrim olmadığını hatırlıyorum. Quicksand ve Slip o tarihsel boşlukta yer alıyor.

Dine Alone'un bassline'ı, albümün geneli boyunca sürünen gitar ve yer yer parlayan ikinci gitar dönemin harika bir özeti. Walter'ın davul ritmiyle elele hoplayan vokalleri müthiş biçimde vurucu. Bloga yüklemeden önce bu albümü uzun zamanın ardından ilk defa dinleyince farkettim ki; acayip bir şekilde Galatasaray'ın bomba bir transferine benziyor Slip. Neden ve nasıl diye sormayın; hakikaten bilemiyorum.

Takip Edenler

Hakkında