Oksidentalizme mi yenik düşüyorum bunları kurdukça bilemiyorum ama düşündükçe zihnimde 'İncil Kuşağı'nın bu en muhafazakar eyaletine dair tuhaf imgeler hayat buluyor: Uçsuz bucaksız tarla, meralar; kir ve tere bulanmış madenleri ısıtan köstebek emekçiler ve Guthrie'nin gitarının suladığı o işçilerin yürekleri. 'Saf Amerika'yı arıyoruz yüz yıldır; ilişkilenebileceğimiz, duygudaşlık hissini tecrübe edebileceğimiz bir Amerika. Çağımızın en korkunç savaş ahtapotunu bina eden emekçi sınıfların Amerikası. Romantizme bulanmış bir çaba kuşkusuz. Fakat yersiz mi? Bilemiyorum.. 1930'lu Roosevelt yıllarında Amerikan Bolşevikleri -tarihin şu en kadersiz kulları- de benzer bir çaba içindeydi. İşte biz, bu ağır mirasın taşıyıcısıyız.

Otoyolun piçleri -ya da Oklahoma'nın bombaları. Yalnız adam punk'ının akan; aktıkça ağlayan gitarı, Springsteen'in Heartland Rock'ı: Amerika'nın göbek deliğinin müziği bu. John Moreland'ı Egerton sayesinde tanıdım bu yaz. Yüz seksen kiloluk bedene sığamayan bir ses. Ben de eşlik ediyorum; günbatımına yolalan arabada bir başımayım. Zaten bu sesleri başkası ile beraber dinleyemezsin -yalnızın şarkıları bunlar. Fakat biliyorum ki, şu sonbahar, yalnızken nasıl da kahredici olabiliyor.

Bilemiyorum; tarihlerin en güzel yazını tecrübe etmek miydi beni Dead FM'den uzaklaştıran.

Yeni albümler dinlendi, farklı şehirlerde, farklı insanlar ile ve kanımda seyreden ve neyse ki seyrelen farklı alkolik içeriklerin etkisi altında. Kudurdum, hiçbir şey hissetmemeye değin çürüdüm, yüreğime öylesi bir acı verdiler ki tek çarem o kızıl kalbi söküp atmak oldu bazen. Atınca kurtulacağımı sandığımdan değil -artık o kızılın, hamalın kurtulamayacağı yükü olduğunu bilecek hale geldiğimi farkediyorum; bir kaç küçük saatliğine rahatlamak için yolladım uzaklara o şeytani albümleri, sesleri. Kucağından sıyrılıp yanağını öperek postaladığım yazın farkı ise, o şeytanları paylaşarak diğer kalpleri zehirleme ihtiyacını başka bir kanaldan tatmin etme olanağını bulmamdı; bugün bilincine varıyorum. Yine aynı bilinçle, bunun tehlikeli bir fakirliğe işaret edebileceğini görüyorum. İşte bu nedenle, tekrar merhaba!

Bu yürekli geri dönüşü taçlandırabilecek daha iyi bir albüm olabilir miydi peki? Descendents ve ALL'un Egerton'ı, güzel 2010'un en güzel gürültüsünü yaptı. Egerton'ın bildiğimiz gitarı ve vokallerde 90'ların piçleri: MxPx'ten Herrera, Less Than Jake Chris, Rise Against Tim, Chad Price, Alkaline Trio Dan, Joey Cape ve albümün en güzel keşfi olarak ortabatının şişman ve punk Cohen'i John Moreland. Yoluna çıkanı güzelliğiyle ezecek bir albüm, tam bir All-Star toplaması. O kadar uzak ve büyüleyici geliyor ki bazen. Bense buralarda; Beyoğlu'nun herhangi bir sokağında, dostlarımla kolkola, kanımda o sinsice seyreden karışımlar türlü caniliklerin fitilini yakarken, bu toz ve coşkunun hayalini kuruyorum -Dead FM'i arada takip eden bir kaç yakına selam durarak: Merhaba!

Takip Edenler

Hakkında